Sorun yok, inan bana sorun yok!
Mutluluk arıyorsun ama bilmiyorsun ki şu an içinde bulunduğun durum tam anlamıyla mutluluk terimini açıklıyor en azından senin için. Olup olabilecekler yapıp yapabileceğin elinden ve çevrendekilerin ellerinden gelen bu ve bu bile fazla aslında.
Sen git günlük planlar yap, not al, ya da planlarını yap ama yaşayışların planlarının üstüne olmasın farklı ol. Öyle de ama böyle yap, daha da iyi olacağına kalıbımı basarım.Şimdiden başlamalısın not al ve unut!
Yaşadıklarını artık yazmayı bırak, yaşayacaklarını zaten bilmiyorsun ki! O zaman anlaştık, sorun yok.
Şimdi yeni bir derse başlıyoruz. Dersin adı ‘bir aslan miyav dedi minik fare kükredi’ .Bu dersimiz 3 saat sürecektir. Vaktiniz yoksa hemen uzayın. Neden üç diye soracak olursanız,’uğurlu sayım 3’…
Derse başlamadan önce bir şeyden bahsetmek istiyorum. Konuyla aslında alakası yokmuş gibi görünebilir, ama aslında her şeyin her şeyle bir alakası vardır… Bir şey vardır ki, ilk ve alışılmış olarak ikiye ayrılır. O şeyle ilk karşılaştığınızda iki tür şey hissedersiniz, iyi şeyler ya da kötü şeyler, bu hissedilenlerin zamanla değişmeyeceğine kimse garanti veremez. Bu garanti niye verilemez onu da açıklayayım: Bu şeyle ilk karşılaşmamız nasıl olursa olsun, zamanla alışırız ve bu alışmamız bazen iyi bazen kötü sonuçlar doğurur, örneklerden en saçmasını vermem gerekirse ki bu konunun asıl çıkış yolu da odur
şu an benim için,ama sonradan her şeye uyabildiğini fark ettiğim bir şeydir bu; boğaz ağrısını geçirmek için ballı zencefilli karabiberli ve daha bir sürüsü içinde olan karışık bir karışımı
yemek zorundaydım. Bunun ilk tadını aldığımda ‘öyk’ diye bir sesle birlikte kötü hisler içerisine girmiştim, şu an gene boğazım ağrıyor ve yerken fark ettim ki alışmışım, tadı çok da kötü gelmiyor hatta hiç kötü gelmiyor. Bu örnekten anlaşılıyor ki ilk başta bize kötü gelebilen şeyler sonradan iyi gelebiliyor hatta belki beğenebiliyoruz. Böyle bir şey varsa bunun tabi ki tam tersi de vardır. Bu bir dipnot olarak bir köşede kalsın.
Asıl dersimize geçecek olursak: ki dersin adı dersi gayet iyi açıklıyor, konumuz olağanüstü olaylar. Olağanüstü olaylarla karşılaşmadığımız gün hatta an yoktur. Ama çoğunlukla bu olayların olağanüstü olduğunu pek anlamayız. Alışıldık genel haller gibi görürüz, düzelmek için zaman yok gene öyle görelim. Ayrıca düşündüm de ben niye insanlara ders verme olayına soyundum ki. Bana ne, herkes kendinden sorumlu
NOT: (bkz: yazmak için kollarını sıvamış sonra da yazmaktan sıkılmış kişilik)

Son Yorumlar