07
Şub
10

Aşk aşktır!

…Bir tek o zaman sormaya cesaret edebilmiştim:

“Beni neden seviyorsun?”

“Bilmiyorum,” diye yanıtlamıştı, “merak da etmiyorum.”

Aşk aşktır!

NOT: Yazı Paulo Coelho’nun  ”Portabello Cadısı” adlı kitabının son bölümünden alıntıdır.

Bu yazarın bu güne kadar okuduğum kitaplarında hayatımın elbet bir bölümünü ilgilendiren, ya yaşadığım ya da hayalimde, düşüncelerimde olan konuları işlediğini gördüm. İlgi çekici kitaplar…, fakat bir başka şeye daha dikkat ettim ki okuduğum ilgimi çeken bölümlerin, ‘yuh ben bunu bildiydim’ , ‘yok artık daha dün konusu geçtiydi’ diyebildiğim zamanlarda rastlamam da ayrı bir hayret konusu diyorum ve kendi dünyama çekiliyorum…

01
Şub
10

Anlaşılır olsun diye…

…Öğrendiğim ilk ders buydu; gün sürüklenip gitmektedir binlerce plan yaparsınız olası tüm diyalogları düşlersiniz davranışınızı değiştirmeye söz verirsiniz kendi kendinize ve orada öylece beklersiniz kaygılar içinde sevdiğiniz insan dönünceye kadar. O an geldiğinde ne diyeceğinizi bilemezsiniz beklemekle geçen o saatler, gerilime dönüşmüş gerilim korku halini almıştır korkuysa duygularınızı belli etmekten utanç duymanıza yol açar!…

NOT: ‘Piedra Irmağı’nın Kıyısında Oturdum Ağladım’ kitabından alıntıdır.

28
Oca
10

Dalgın dalgın

Buz gibi soğuk havada koşan tek çocuktu. Diğerleri sıcacık evlerinde annelerinin ilgileriyle günlerini geçirirken, o tek başına buz gibi havada sokakta koştukça koşuyor, ulaşmaya çalıştığı şeyin ne olduğunu kimse bilemez. Bankta oturan ben de soramadım zaten, sadece izlemekle yetindim, koşması kaçış gibi gelmedi bana –soramadığım için kendim düşündüm nedenini- sanki o böyle mutlu oluyordu, koşarak ısınıyordu belki de, bir şey düşünmek gerekmezdi! Sebebi bu kadar basitti, sadece ısınmak…

Baya bir vakit sonra, o gelip geçtiği halde uzun bir süredir gözlerimin boşluğa daldığını fark ettim. Orda öylece oturuyorum, güldüm e peki beni gören ne düşünüyordur acaba? Neden bu soğukta öyle dalmış bir şekilde oturuyor diye kendilerince cevaplar arıyorlardır.  İşte en basit yaşam tarzı sorulmayan bilinmez, bilinmeyen düşünülür ve en uygun düşüncede, heh işte kesin bu sebeptendir denir ve bırakılır. Geçer, sonra başka bir şeyle karşılaşılır gene düşünülür… Basit bir kısır döngü…

Bu düşünceler aklımdan geçerken artık vaktin epeyce geç olduğunu fark ettim, üşümüştüm de, kalkıp yola koyuldum. O boş sokaklarda hızlı hızlı yürüdüm -ısınmak için :D – eve vardığımda o sıcacık evlerinde hiç bir şeyi takmayan çocuklar gibiydim, soyundum dökündüm önüme bir kase çilek geldi, gülümsedim…

Share/Bookmark

26
Oca
10

Ders 1(süre 3 saat)

Sorun yok, inan bana sorun yok!

Mutluluk arıyorsun ama bilmiyorsun ki şu an içinde bulunduğun durum tam anlamıyla mutluluk terimini açıklıyor en azından senin için. Olup olabilecekler yapıp yapabileceğin elinden ve çevrendekilerin ellerinden gelen bu ve bu bile fazla aslında.

Sen git günlük planlar yap, not al, ya da planlarını yap ama yaşayışların planlarının üstüne olmasın farklı ol. Öyle de ama böyle yap, daha da iyi olacağına kalıbımı basarım.Şimdiden başlamalısın not al ve unut!

Yaşadıklarını artık yazmayı bırak, yaşayacaklarını zaten bilmiyorsun ki! O zaman anlaştık, sorun yok.

Şimdi yeni bir derse başlıyoruz. Dersin adı ‘bir aslan miyav dedi minik fare kükredi’ .Bu dersimiz 3 saat sürecektir. Vaktiniz yoksa hemen uzayın. Neden üç diye soracak olursanız,’uğurlu sayım 3’…

Derse başlamadan önce bir şeyden bahsetmek istiyorum. Konuyla aslında alakası yokmuş gibi görünebilir, ama aslında her şeyin her şeyle bir alakası vardır… Bir şey vardır ki, ilk ve alışılmış olarak ikiye ayrılır. O şeyle ilk karşılaştığınızda iki tür şey hissedersiniz, iyi şeyler ya da kötü şeyler, bu hissedilenlerin zamanla değişmeyeceğine kimse garanti veremez. Bu garanti niye verilemez onu da açıklayayım: Bu şeyle ilk karşılaşmamız nasıl olursa olsun, zamanla alışırız ve bu alışmamız bazen iyi bazen kötü sonuçlar doğurur, örneklerden en saçmasını vermem gerekirse ki bu konunun asıl çıkış yolu da odur :D şu an benim için,ama sonradan her şeye uyabildiğini fark ettiğim bir şeydir bu; boğaz ağrısını geçirmek için ballı zencefilli karabiberli ve daha bir sürüsü içinde olan  karışık bir karışımı :D yemek zorundaydım. Bunun ilk tadını aldığımda ‘öyk’ diye bir sesle birlikte kötü hisler içerisine girmiştim, şu an gene boğazım ağrıyor ve yerken fark ettim ki alışmışım, tadı çok da kötü gelmiyor hatta hiç kötü gelmiyor. Bu örnekten anlaşılıyor ki ilk başta bize kötü gelebilen şeyler sonradan iyi gelebiliyor hatta belki beğenebiliyoruz. Böyle bir şey varsa bunun tabi ki tam tersi de vardır. Bu bir dipnot olarak bir köşede kalsın.

Asıl dersimize geçecek olursak: ki dersin adı dersi gayet iyi açıklıyor, konumuz olağanüstü olaylar. Olağanüstü olaylarla karşılaşmadığımız gün hatta an yoktur. Ama çoğunlukla bu olayların olağanüstü olduğunu pek anlamayız. Alışıldık genel haller gibi görürüz, düzelmek için zaman yok gene öyle görelim. Ayrıca düşündüm de ben niye insanlara ders verme olayına soyundum ki. Bana ne, herkes kendinden sorumlu :D

NOT: (bkz: yazmak için kollarını sıvamış sonra da yazmaktan sıkılmış kişilik)

26
Oca
10

Olgun musunuz?

Her yaşın kendi olgunluğu var. Mevcut yaşın önünde ya da arkasında bir olgunluğa erişmek ise tecrübe ve o tecrübeden öğrenilenlerle ilgili. Ama tabii olgunlaşmayı reddedenlerimiz de var –ki bu testi hazırlayanın gözünde en olgunlar onlar. Olgunluk kimine göre oturmayı kalkmayı bilen, kimine göre ise kaderin tepsisinde sunulanları adabıyla tüketen demek… Ne aşamada olduğunuzu merak ediyor musunuz? Hiçbir bilimsel değeri olmadığını bile bile bu testi çözme olgunluğunu gösteriniz…

Benim Sonucum:

Tadı yerinde

Tam manasıyla olgun bir insan olduğunuz söylenemez. Kendinize dünyadaki bilginin öğrenmekle bitmeyeceğini sürekli hatırlatıyorsunuz. Sürprizlere ve şaşkınlığa açık olmaya kararlısınız. Aksi halde dünyanın çekilmez, sıkıcı bir yer olacağının farkındasınız. Sık sık kendinizi de şaşırtmaya çalışıyorsunuz. Olmanın, sona ilerlemenin bir aşaması olduğunu biliyor ve mümkün olduğu kadar süreci geciktirmeye çalışıyorsunuz. Tam olarak ağaçtaki bir meyvenin daldan düşmeden hemen önceki hali gibisiniz. Lezzetiniz yerinde ama yere düşüp çürümeye de niyetli değilsiniz…
 
NOT:Teste buradan ulaşabilirsiniz.Sonucunuzu yorum olarak paylaşırsanız seviniriz.

24
Oca
10

Karala

Dalga sesleri duvarlarımı yıkıyor. Uzaktan, çok uzaktan bir ayak izi. Ses yok! Beni izliyor, yıkılan duvarlarımdan içeri sızıyor anlamıyorum kulaklarım duymuyor. Kesiyor tenimi, kağıt kesiği gibi,çok canım yanıyor. Ses çıkaramıyorum, dünyam sağır duymaz! Sessizce seviyorum, buldukça içime atıyorum,sevdikçe susuyorum. Dilim kuruyor…

Belki hayat bir devir daim, sular gibi pislenip geri dönüyoruz gene pislenip gene geri dönüyoruz içiyorlar zehir oluyoruz, içiyorlar hayat suyu oluyoruz. Kim karar veriyor…?

Sus diyorum. Çünkü duymuyorum, duysam bile anlayamıyorum. İstemiyorum. Her şeyi bilmem gerekmez! Sus ki seni ben düşüneyim. Susuyorum ki beni düşün!

20
Oca
10

Yaşayınca anladım

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
”Sana ihtiyacım var, gel ! ” diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ”git” dediğimde anladım..
Biri sana ”git” dediğinde, ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil, ”affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman
olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…

Can YüceL

18
Oca
10

Başka dilde aşk

Başka Dilde Aşk

“hiç konuşmadan anlaşabilir miyiz?”

Dün Okan Bayülgenin programına katılmışlardı,ayırma işlemleri sınavının konularına şöyle bir göz atarken :D fragmanını izledim vauv dedim değişik birşey!!

Ertesi günü herşeye yabancı kaldığımı :D filmin gelmiş de geçiyor olduğunu arkadaşlarımın o hooo o mu biliyoruz biz onu bilmem kaç hafta önce vizyona girdi ,kalkmadı mı o hala,sözlerinden anlamıştım.

Kalkmamış olmasına dua ederek :D hemen bakmaya gittim. ‘beyoğlu sineması’ tek orda kalmış…

Hakikaten çok güzel.Oyunculuk falan hepsi ayrı ayrı güzeller.Konuyu da beğendim, e daha ne olsun :D ?!

Aslında bir kaç bir şey söylemek isterim kendimce;

Mor ve ötesinin şarkısı baya uymuş ‘atılır mıyız oyundan benzemezsek onlara’ …

Filmi izleyenler için anlaşılır bir kaç satır yazacağım.

Filmde çocuğun annesinin kızı görünce direk işaret diliyle konuşması; sanki ‘dilsiz bir çocuğun ancak dilsiz bir sevgilisi olabilir’ genellemesi,indirgemesi hatta yoksaymasıydı bence.Kızın kız arkadaşlarının ’sağır dilsiz olmasaymış aslında yakışıklı çocukmuş’ lafları,bazı şeylerin ilerisini göremediklerinden,kendi küçük dünyalarında kendi pembe ya da her ne renkse işte,mükemmel dünyalarında yaşamalarından kaynaklanıyor belkide.

Belki bu kelimeler pek alakasız pek bi saçma gelebilir size ama bu kadar basit işte; genellemelerle yaşıyoruz.Birinin “eksik”likleriyle bu kadar kolay var edebiliyoruz kendimizi.Dikkat ederseniz tırnak içinde eksiklik!.Aslında pek de bir eksikliği yok,kimsenin kimseden bir eksiği yok.Kim bilebilir ki kimin diğerinden daha doğru daha sağlıklı olduğunu.Muamma!!!

 

Yapım: 2009 ~ Türkiye

Tür: Dram

Oyuncular: Lale MansurSaadet Işıl AksoyAyten UncuoğluMert FıratEmre Karayel

Yönetmen: ılksen Basarir

Senaryo: Mert Fıratılksen Basarir

Yapımcı: M. Murat şenöyN. Bunhan Bengi

Görüntü Yönetmeni: Hayk Kirakosyan

Görüntü Yönetmeni: Uğur Akyürek

Filmin Websitesi: http://www.baskadildeask.com

Süre: 1 saat 38 dk

Filmin Özeti:

Onur’un hayatı kürek takımından arkadaşı Vedat’ın doğumgünü partisinde Zeynep’le tanışmasıyla değişir. Kalabalık ve gürültülü bir barda hiç konuşmadan geçen gecenin sonunda Zeynep, Onur’un işitme engelli olduğunu öğrenir. Ama bu durum Zeynep’i Onur’dan uzaklaştırmaz. İşiyle, ailesiyle sorunlar yaşayan Zeynep, yaşadığı çevreyi sorgularken birazda bilmediği bir dünyanın meraklıyla unuttuğu ceketini bahane ederek Onur’u görmeye gider.

 Babasının annesini aldattığını öğrendikten sonra bu durumu kabullenemeyip evden ayrılan Zeynep, bir çok iş değiştirdikten sonra çağrı merkezinde çalışmaya başlar ama ağır çalışma şartlarından ve karşılığında kazandığı paradan çok mutsuzdur. Bütün gün telefonda tanımadığı insanlarla konuşmak zorunda kalan Zeynep konuşmadan anlaşabildiği Onur’ la huzur bulacağına inanır.

Bu ilişki kendilerini ve hayatı sorgulayan Zeynep ve Onur için bir sınav olacaktır.

Fragmanı:

07
Oca
10

i’m walking on my own line

Vauvv klibe bak!!!

Öyle kaptırmışsındır ki!,arada dönüp bir bakarsın dekor değişmiş,neler neler değişmiş…

Pony pony run run’dan “Walking on a Line” adlı şarkının klibi.

07
Oca
10

Kaybeden misiniz?

“Loser”

lafına iki karşılığımız var Türkçe’de. Biri “kaybeden” diğeri “tutunamayan”… Tutunamayan karşılığı ile ilgili tespitleri Oğuz Atay’a bırakıyor ve kaybeden üzerinden hazırlıyoruz testimizi… Kulağa hiç iyi gelmiyor “kaybeden” lafı, hiç kazanamıyor oluşu akla getiriyor. Lakin, “kaybeden” olmak aynı zamanda yükselen bir trend gibi de gözüküyor… Bilmek ister misiniz bu yeni trenddeki yerinizi? Buyurun, testi çözün, bizden bilimsel sonuç beklemeyin…

Benim Sonucum:

Kaybedensiniz

Ne yazık ki kaybedenler kulübündeki yeriniz hazır, hem bir hayli de ayrıcalıklı konumdasınız üstelik. Bunun bir müjde olmadığının farkındayız. Kaybeden oluşunuzun başlıca sebebi zaten hiçbir şey istemiyor, istemeye benzer bir şeyler hissettiğinizde de kendinizden kaçıyor oluşunuz. Henüz herhangi bir şey için esaslı bir çaba göstermediğiniz için kaybedenler kulübünün vazgeçilmezlerindensiniz. Arzu, çaba ve sabır duygularıyla barıştığınızda, kulüp üyeleri tarafından ihraç edileceksiniz.
 
NOT:Teste buradan ya da resmin üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.Ayrıca sonuçlarınızı yorum olarak paylaşırsanız sevincimizden uçarız :D




Ana sayfa

Ana sayfaya gider bebek!Ana sayfaya gider bebek!

Geçmiş deyip geçme

Flickr Fotoğrafları

IMG_4203yeni

IMG_4191

IMG_4173

pokemon

IMG_4181

IMG_4392yeni

IMG_4252yeni

More Photos

RSS Gizy’s notes

  • Athena-skalonga
    Sevgilim ah bir anlasan seni ne çok sevdiğimi Sensiz hayat boş gelir bana, sensin benim tek tesellim Artık uzat ellerini, o sıcak sevgi dolu kalbini Sen kaybettin, bozdun artık beni Gel bak, gel otur sana ne anlatacağım Asıl derdimi tam açıklayacağım Bir dön, baksan kolayca anlarsın Fazla sorma yoksa pişman kalırsın Kaç kere kaç ola? Sen gerisine hiç karışma […]
  • Yaşadığımın farkına varmak!!,tüm istediğim bu.
    En sevdiğim şey rüzgar,o kadar hissettiriyor ki varlığını,o varken asla yalnız kalmam gibi geliyor.Asla üzülmem,asla düşünmem,asla beni kırmaz o,sadece rahat bir nefes,bana verdiği bütün iyi hisler ve bir nefes.. Buralar geceleri hep rüzgarlı…Bu yüzden geceyi seviyorum.Kendi adım ve soyadımı koyma şansım olsaydı,adımı rüzgar,soyadımı gece koyardım..Rüzgar Ge […]
  • Ben süper değilim!
    Neden hayat hep dönüyor,neden geçmişten geleceğe giderken geleceğimiz geçmişimiz oluyor….?Peki benim geçmişimde sen varken geleceğimde olup olmayacağını neden bilemiyorum?Neden hep diken üstündeyim peki,onu boşver şuna cevap ver,Ben neden bu ıssız yolda ileri doğru yürümek varken hep sana giden geri dönüş yollarını tercih ediyorum???Sen belki bulabilirsin bu […]

SocialVibe


Kimler gelmişş???

RSS beyinoyunu.org

  • Geç Geçebiliyorsan 05 Şub 2010
    Strateji Oyunu Sadece bir levellik bir oyunu inanın geçemiyeceksiniz. Tek bölüm fakat farklı özellikler geliyor özellikleri ise siz kendiniz bulacaksınız.Bu benzersiz akıl oyununu bitirmek fazlasıyla zeka istiyor.
  • Hareket Pazıl 04 Şub 2010
    Hareket eden blok puzzle oyunu Oyundaki amaç size verilen sarı taşları hareket ettirerek kırmızı yı dışarı çıkarmak. Level 1  Geçiş Level 2 Geçiş Level 3 Geçiş
  • Diz Ameliyat 03 Şub 2010
    Diz Ameliyatı Oyunları Oyunun türkçe olması size neler yapacağınızı göstermektedir. Kolay gelsin doktor adayları
  • Yıldız Işığı 03 Şub 2010
    Tam bir beyninizin sağ lobunu geliştirecek, hayal gücünüzü arttıracak, geometri sorularını yaptıracak bir oyun. Üstelik oynayışı da çok kolay. Beyin-göz yanılgıları bölümündeki gibi var olan ilizyon resimlerini daha kolay görebileceksiniz. İnsanın içini rahatlatan bir oyun, oyunun arka fonunda çalan müzik ise tam bir ziyafet.
  • Phit 02 Şub 2010
    En iyi 11 oyun arasında gösterilen Phit oyunu kaliteli oyun olduğunu grafiklerinden gösteriyor.
  • Çiz Bakalım 31 Oca 2010
    Geometrik Şekil Çiz Oyun açıldıktan sonra “play” tıklayın ve bekleyin. Tekrar play butonu gelene kadar bekleyin. Kısa sürede verilen şekillerin benzerini çizin ve hafızanızı ve becerinizi ölçün. Not dizilimi A>B>C>D Arkadaşlar aldığınız notları yorumlayarak söyleyiniz ki sitemizden en zeki arkadaşımızı seçelim.;) […]
  • Bantumi Mankala 30 Oca 2010
    Mancala Oyna! Oyundaki amaç size verilen taşları ilk olarak kendi bölgenizde toplamak.Mankala veya bantumi olarak bilinen bu oyun kişinin sağ lobunu geliştirmektedir. Dokuz taş gibi etrafta ne bulunursa onlarla oynanabildiğinden dünyanın en eski oyunlarından biridir. Afrika’da yerde açtıkları çukurların içinde çakıl taşlarıyla, kum üzerine çizdikleri çemberl […]
  • Ev Kapmaca 29 Oca 2010
    Tic Tac Toe’ ya Benzer Oyun Ev Kapmaca Oyun aslında bildiğimiz “XOX” veya “TicTacToe” un benzeri aynı mantıkla ilerliyor. Oyuna başladığınız da 8 alanda 3 er adet ev bulunmaktadır. Amaç 3 evi aynı yerde yapmak. Seçtiğiniz evin renginde ki evler işaretlenir. Dikkatli olun.;) Oyunun yapılan araştırmalar sonucu pratik zekayı arttır […]
  • Maraton Sonucunu Bul? 25 Oca 2010
    Gençler arasında yapılan maraton sonucunu ipuçlara dayanarak bulunuz? Terry Tipton; Larry Limperton ve Brian Blessed’den sonra, Michael Miller’den önce bitirdi. Paul Peterson; David Dickens ve Larry Limperton’dan önce bitirdi. Simon Stevens; Paul Peterson’dan sonra, John Jacks ve Harry Hill’den önce bitirdi. Kenny Kirkpatrick; P […]
  • Moskova’nın Köpekleri Daha Zeki 25 Oca 2010
    Korkutucu bir bilim kurgu öyküsünün başlığını andıran bu cümle hayal ürünü değil, gerçeğin ta kendisi. Beyin araştırmaları ile evrim teorisi alanlarının kesiştiği araştırmalar arasında en ilginçlerinden biri, geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Bu araştırmaya göre Moskova’nın ağır ve çetrefilli hayat koşulları, bu şehirde yaşayan sokak köpeklerinde, “kurt” davra […]

Blog Stats

  • 8,880 hits

Şu an kaç kişi bu sitede geziniyor?